2.03.2026

İran'a saldırı sonrası ilk değerlendirme...

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrası Orta Doğu’ya yayılabilecek bir savaş riski ile haftaya başlıyoruz. İran lideri Hamaney ve üst düzey yetkilileri bertaraf eden ABD, bir halk isyanını tetikleyerek rejimi devirmeyi amaçlıyor. İran Silahlı Kuvvetleri saldırıya İsrail ve bölgedeki ABD hedeflerine füze ve İHA saldırıları ile cevap veriyor.

Piyasa tepkisi petrol, altın gibi jeopolitik riske duyarlı varlık grupları ve bölgeye yakın ülkelerin hisse senetleri ile sınırlı. Açılışta %10 artış ile 80 doları deneyen Brent petrol, %6 yükseliş ile 77 dolar civarında denge arıyor. Altın %2 artış ile Ocak ayında gördüğü zirvenin altında seyrediyor. Orta Doğu borsalarında %2,0-3,0 aralığında kayıplar görüyoruz. Savaş bölgesine uzak ABD, Avrupa, Asya borsalarında kayıplar ise %0,5-%1,0 ile sınırlı.

Denizler yoluyla yapılan petrol ihracatının %25’inin, LNG ihracatının %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı fiilen ulaşıma kapandı. Hürmüz üzerinden yapılan petrol ihracatı günlük 20 milyon varile yaklaşıyor. ABD yaptırımları sonrası İran’ın ihracatı 2 milyon varil civarında. Söz konusu ihracatın %80-%90’ı Çin’e yapılıyor. Hürmüz Boğazının kapalı kaldığı bir durumda Suudi Arabistan Kızıl Deniz, Birleşik Arap Emirlikleri Umman Körfezi yoluyla dünya piyasalarına petrolü ulaştırmaya çalışacaklar.

Ancak bu kanalların kapasitesi toplam 6-7 milyon varil ile sınırlı. Daha önemlisi bu kapasitenin önemli bir kısmı zaten kullanılıyor. Petrol piyasası dip seviyelerden %30’a yakın yükseliş ile ABD’nin İran’a saldırısını büyük ölçüde fiyatladı. Geçmiş veri rejim değişikliğine yol açmayan jeopolitik krizlerde petrol fiyatlarındaki yükselişin %20 civarında olduğunu ve bir kaç ay içinde sönümlendiğini gösteriyor.

Bu kez daha farklı olur mu? Bu sorunun cevabı ABD’nin İran’da rejimi devirmek için ne kadar ileri gideceğine bağlı. Enerji uzmanları Hürmüz Boğazının kapalı kalmaya devam ettiği bir senaryoda Brent petrolün hızla 80 doları geçeceğini, ardından 100 doları hedefleyeceğini tahmin ediyor. Dolayısıyla uzun sürecek bir savaş senaryosunda ilave %30 artış görebiliriz.

Doğal gaz tarafında durum farklı değil. ABD ve Avustralya’nın ardından dünyanın üçüncü büyük LNG ihracatçısı olan Katar ihracatının tamamını Hürmüz üzerinden yapıyor. Hürmüz’ün kapalı kalması durumunda Avrupa’nın ihtiyacı ABD ve Norveç üzerinden karşılanmaya çalışılacak. Mevsim normallerinden daha sıcak bir bahar gelmezse doğalgaz fiyatları petrol ile birlikte yükselebilir. Söz konusu senaryonun Türkiye ekonomisi ve piyasaları üzerindeki etkisi ne olur? Türkiye ekonomisi İran şoku ile kapsamlı bir dezenflasyon programı uygulayarak güçlendiği bir dönemde karşılaştı. Uygulanan program rezervleri artırarak, kamu, banka ve şirket bilançolarını güçlendirerek, beklentileri iyileştirerek ekonominin dışsal şoklara karşı direncini artırdı, ülkenin risk primini önemli ölçüde düşürdü.

Uzun sürecek bir ABD-İsrail İran savaşı coğrafi yakınlığımız nedeniyle hiç şüphesiz Türkiye ekonomisini piyasalarını olumsuz etkileyecektir. Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalar petrol fiyatlarındaki %10 artışın enflasyonu 1 puan, 10 dolarlık artışın cari açığı 2,6 milyar dolar yükselttiğini gösteriyor. Anladığımız kadarıyla Merkez Bankası’nın çalışması petrol ile sınırlı. Ancak, artışın kalıcı olması ve doğalgaz, kömür gibi ürünlere yansıması durumunda enflasyon etkisi 1,5 puan, cari açık etkisi 5 milyar dolara ulaşabilir. Hiç şüphesiz, söz konusu etki petrol fiyatlarındaki artış 10 dolardan, 20 dolara, 20 dolardan 30 dolara çıkarsa, doğrusal oranda artmayacaktır.

Petrol ve doğalgaz ithalatının fiyat esnekliğinin çok düşük olduğu varsayımı ile, şok büyüdükçe ve kalıcı hale geldikçe, sinyal etkisi ile enflasyon ve cari açık üzerindeki olumsuz etki Merkez Bankası’nın hesaplamalarının üzerine çıkar. Baz senaryomuz değil ama, eğer ekonomi yönetimi şoka maliye, gelirler ve para politikası üçlüsünde sıkılaşma ile cevap verirse, büyümede aşağı yönlü risk artarken, enflasyonda yükseliş ve cari dengede bozulma daha sınırlı olur.

Tam tersine maliye, gelir ve para politikasında gevşeme ile cevap verirse, büyümede aşağı yönlü risk sınırlanırken, enflasyon ve cari dengede bozulma daha sert olur. İran şoku sonrası piyasa etkisi nasıl olur? Coğrafi yakınlığımız yüzünden Borsa İstanbul’da açılışta %3,0 civarı kayıp görebiliriz. Geçmiş veri jeopolitik risklerde artışın Aselsan, Tüpraş’da pozitif, banka, holding, havacılık hisselerinde negatif olduğunu gösteriyor. Bu defa da benzer bir tepki görürüz. Bu defa da benzer bir tepki görürüz.

Dördüncü çeyrek karları Atakey, Doğuş Oto, Oyak Çimento, Türk Altın, Vestel için negatif.tepkiye işaret ediyor. TAB Gıda görece daha iyi faaliyet karı açıkladı. Olumlu tepki bekliyoruz. Orta vadeli piyasa etkisi savaşın ne kadar uzun süreceğine, enflasyonu, cari denge ve büyümeyi ne kadar etkileyeceğine bağlı olarak belirlenecek. Enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama alışkanlıklarının bozulduğu bir senaryoda Merkez Bankası Mart toplantısını pas geçer. Bunun ilk işaretini haftalık repo ile piyasanın fonlanmasına ara verilmesi ve fonlama faizinin %40’a çıkarılması ile görüyoruz. Uzun sürecek bir savaş tahvil faizlerinin yükselmesine ve banka hisselerinde satışa yol açar.


Teknik bültende öne çıkardığımız hisseler: Aselsan, Tüpraş.


Raporun tamamına Mobil uygulamamızın Herkese Analiz > Araştırma adımlarını izleyerek veya Web İşlem Platformumuzun Araştırma sekmesine tıklayarak erişebilirsiniz.